Türk Kamu Yönetiminde Subsidiarite İlkesi

Subsidiarite anlam olarak hizmette yerindelik veya yerellik anlamını taşımaktadır. Subsidiarite ilkesi gereğince oluşacak sorunlar, sorunun doğduğu en ufak yönetim biriminde çözülmelidir. Bu anlayış Avrupa`da doğarak son yıllarda AB mevzuatında yer almış, üye ve aday devletlerce uygulanması öngörülmüştür. Subsidiarite ilkesi, idari yapıdaki yetki dağılımını yerinden yönetim lehine değiştirerek, merkezi yönetimin yetkilerini belirli ölçüde kısmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda demokratikleşme, diğer yönüyle halkın yönetime katılımı daha fazla arttırılacaktır. Türkiye perspektifinde ise idari yönetim sistemi Osmanlı`ya dayanan, köklü ve birkaç yüzyıllık geçmişe dayanan bir yapıdadır. Ancak Cumhuriyet dönemi ve son on yıllarda idari yapı bazı değişiklilere uğramış subsidiarite ilkesi bakımından yerinden yönetimleri güçlendirmenin aksine zayıflatmış veya merkeziyetçi olarak gelmiştir.

Türk Kamu Yönetiminde hizmette yerindelik bakımından ilk değerlendirmeyi büyükşehirler üzerinden yapmakta yarar vardır. 1984 yılında İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere ilerleyen tarihlerle birlikte nüfusu 750.000 ve üzeri iller büyükşehir statüsüne geçmiştir. Bu sistem ile günümüzde 30 il büyükşehir statüsü kazanmış ve diğer illere göre farklı bir yönetim yapısı elde etmiştir. Bu noktada il sınırlarına genişlemiş profesyonel kadroya sahip belediyeler kurulmuştur. Ancak büyükşehir sistemi ile belde ve bucak kaldırılmış, nüfusu az düzeyde olan yerleşim birimlerindeki belediyeler kaldırılarak yakın ilçelere bağlanmıştır. Bu bağlamda yerinden yönetim ilkesinin bu yerlerde oldukça zayıfladığını ve yerinden yönetimlerin merkezileştiğini söylemek mümkündür. Daha önce belde ve bucak adı altındaki yerleşim birimlerinin kaldırılması o yerlerdeki halkın yönetime katılımını oldukça asgari düzeye indirmiş ve sorunları ulaştırmaları gereken yer daha merkezileşmiştir.

Türk Kamu Yönetiminin önemli bir sorunu da merkezi ve yerinden yönetim arasındaki yetki ve bütçe dağılımının oldukça merkezi olmasıdır. Yerel yönetimlerin kamu gelirleri içindeki payları dünya genelinde %30-60, Japonya`da %65, Avrupa ülkelerinde %30-50 arasında iken Türkiye`de %10-15 arasındadır. Bu çerçevede bütçenin yerinden yönetimlerin aleyhine olduğu açıkça gözlemlenmektedir. Bu nedenle gelirlerin önemli bir payının merkezde olması, yerinden yönetim kuruluşlarını köprü, yol, büyük bütçeli proje ve çalışmalarda merkezi yönetime bağlı kılmaktadır. Bunun önemli bir örneği olarak da filmlere ve kitaplara konu olan Erzincan`daki Vali Recep Yazıcıoğlu Köprüsü ve hikayesi verilebilir.

KAYNAKÇA

Özer, M. A. (2015). Yerel yönetim merkezi yönetim ilişkilerinde gelir bölüşümü sorunu ve Türkiye’deki son durumun değerlendirilmesi. Türk İdare Dergisi, 481, 525-558.

BOZKURT, D. D. E., & Mehmet ÖZCAN, D. D. (2011). SUBSİDİARİTE İLKESİ (İKİNCİLLİK İLKESİ) VE AVRUPA BİRLİĞİ BÜTÜNLEŞME SÜRECİNE ETKİSİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME.

ÖZDENKOŞ, D. (1999). Merkezi Yönetim ile Yerel Yönetimler Arasında Görev Bölüşümü. Gazi Universitesi Iktisadi ve Idari Bilimler Fakultesi Dergisi1(2), 77.