Cefasını Ben Çekeyim Sefasını Sen Sür Olmaz Öyle

Gün geçmiyor ki her sabah gözümüzü açtığımızda yeni bir vergi gelme ihtimali ile karşı karşıya kalmayalım. Bu yazımızda Türk Vergi Sisteminde 01.01.2021 yılından itibaren uygulanmaya başlanacak olan Konaklama Vergisi’ni, merkezi yönetim mi tahsil etmelidir ? Yoksa belediyeler mi tahsil etmelidir ? sorusu ile ilgili düşüncelerimize yer vereceğiz. Öncelikle konumuza nur topu gibi yeni bir vergimiz olan Konaklama Vergisi hakkında biraz bilgi vererek başlamak istiyorum. Konaklama vergisi bizim icat ettiğimiz bir vergi olmayıp çeşitli Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkede turist vergisi veya turistik şehir vergisi gibi adlarla uygulanmaktadır.

Kanunla getirilen düzenlemeye göre; otel, motel, hotel, tatil köyü, pansiyon, apart, misafirhane, kamping, dağ evi, yayla evi gibi konaklama tesislerinde verilen geceleme hizmeti ile bu hizmetle birlikte satılmak suretiyle konaklama tesisi bünyesinde sunulan yeme, içme, aktivite, eğlence hizmetleri ve havuz, spor, termal vb. alanların kullanımı gibi tüm hizmetler konaklama vergisine tabidir. Göründüğü gibi bu vergi bir yere gidip konaklamanızı yeterli bulmayıp gittiğiniz yerde eğlenmenizin de bir bedeli olması gerektiğini düşünüyor. Konaklama vergisinin mükellefi yukarıda saydığımız konaklama işletmeleri olup konaklama hizmetinin sunulmasıyla vergiyi doğuran olay gerçekleşir. Kanunda vergilendirme dönemi takvim yılının ayları olarak belirtilmiştir ve her ayın 26’ncı günü akşamına kadar bir önceki aya ilişkin konaklama vergisini beyan edip aynı sürede de ödenmesi gerekir.

Konaklama vergisinin oranı yüzde ikidir. Cumhurbaşkanı, bu oranı bir katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye, bu sınırlar içinde farklı oranlar tespit etmeye yetkilidir. Öğrenci yurtları, pansiyonları ve kamplarında öğrencilere verilen hizmetler konaklama vergisinden muaftır aynı zamanda vergi muafiyeti tanınan uluslararası kuruluşlar ve mensuplarına verilen hizmetlere de vergi uygulanmaz.

Eveettt, yukarıda kısaca bahsetmiş olduğumuz Konaklama Vergisinin şimdi kim tarafından tahsil edilmesi gerektiği yönünde konuşalım biraz. Az çok anladığımız gibi konaklama vergisi daha çok tatil ve turistlik yerlerde etkin olan bir vergidir. Kanaatimce Konaklama Vergisinin yerel yönetimlere bırakılması yani belediyeler tarafından tahsil edilmesi daha adil ve doğru olur.

Edindiğim bilgilere göre, yerel yönetimler içerisinde turizm ile ilişkisi en fazla olanı belediyelerdir. Belediyelerin sahip olduğu her türlü görev ve sorumluluk turizmi de yakından ilgilendirir. Temizlik ve çevre koruma hizmetleri, alt yapı imkanları, zabıta ve güvenlik hizmetleri, sağlık ve sosyal yardım hizmetleri ve ulaştırma hizmetleri (belediye otobüsleri vb.) gibi faaliyetler sadece yerel halkı değil aynı zamanda bölgeye gelen turistleri (tatilcileri) de yakından ilgilendirir.

Aynı şekilde belediyelerin otel, motel, pansiyon, kamping gibi konaklama tesisleri yapmak ve kurulan konaklama tesislerine de işletme belgesi vermek, yiyecek, içecek tesisleri kurmak, sinema, tiyatro, eğlence yerleri kurmak, yerel halkı turizm konusunda bilinçlendirmek için seminerler düzenlemek, fuarlar, sergiler, festivaller düzenlemek, bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlere bölge hakkında bilgi verebilmek için broşür, tabela vb. tanıtımlar hazırlamak gibi birçok faaliyeti vardır. Bu duruma kendi yaşadığım Silivri Belediyesi’nden de örnek verecek olursam; yazları yapılan yoğurt festivalleri, domates festivalleri, konserler, Balkanlardan gelen turistler için yapılan etkinlikler vb. gösteriler yapılmaktadır. Bununla birlikte festivallerde bölgeye gelen misafirler karşılanır ve en az yirmi gün öncesinden bu etkinliklerin tabelada afişlerle ve broşürlerle reklamı yapılır. Sonuç olarak baktığımız zaman belediye başkanı kendi cebinden vermiyor bunun masrafını, haliyle tüm bunlar belediye için bir gider kalemi oluşturur. Aynı zamanda belediyelerde, turistlerin gelmiş olması ile birlikte yoğunlaşan nüfusun da getirmiş olduğu bir takım çevre kirliliği, hava kirliliği, ekstra belediye hizmetlerini beraberinde getirmektedir. Bu süreçte baktığımız zaman yerel yönetimlerin (belediyelerin) sadece kendi halkına değil aynı zamanda bölgeyi ziyarete gelen kişilere de hizmet sağladığını görmekteyiz.

E tüm bu nedenler mevcutken, konaklama vergisinin merkezi yönetim tarafından alınması akıl kârı değildir. Hem konaklama vergisinin belediyeler için bir gelir sağlaması belediyenin kalkınması, gelenlere daha iyi hizmet sağlaması ve daha fazla teşvik edici turizm politikası geliştirmesi açısından fayda sağlayacağı da göz önüne alınmalıdır. Aksi takdir de durum şuna benzer; örneğin tatil dönemine denk gelen bir süreyi ele alalım, belediye sınırları içinde oteller, moteller, kamp alanları tatilciler, yazlıkçılar ve turistlerle dolmuş ve buna bağlı olarak belediyenin hizmeti de artmış olsun, daha fazla çöp toplanacak, sahiller daha fazla temizlenecek, hastaneler daha fazla hizmet verecek, yoğunlaşan kişi sayısı ile birlikte belediye dairelerindeki işlemler artacak ve daha birçok hizmet belediye için ekstra gider demek olacaktır.Bu yüzdendir ki Konaklama Vergisi böyle bir durumda merkezi yönetime bırakıldığı zaman belediyelerin mali açıdan az ya da çok bir miktar yıpranacağını düşünüyorum. Sonuç olarak konaklama vergisi kentte konaklayan kişilerin yarattığı kirlilik ve atıklar, tüketilen su ve yol gibi hizmetlerden yararlanması karşılığında, o kente getirdiği yükü karşılayabilmesi adına yerel yönetimlere bırakılmalıdır.

 Kaldı ki bu verginin merkezi yönetime bırakılmasını bütün gün çalışıp müşterilere hizmet veren garsonun aldığı bahşişi patronuna vermesine benzetirim bu da hiç adil değildir. Cefasını belediye çeksin sefasını merkezi yönetim sürsün olmaz öyle.!