İçeriğe geç

Ekonomik Küreselleşme Örgütü BRICS

Uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi açısından önemli bir unsur olan güç, alt metninde birçok kavram taşımaktadır. Bu kavramların başında askeri, siyasi, kültürel ve en önemlisi de ekonomik(ticari ve finansal) yapı gelmektedir. Bu dinamikler her alanda etkin bir diplomasi ilişkisini, pazarlık gücünü, yapısal gücünü ve yumuşak güç olgusunu beraberinde getirir.

21.yüzyılda bu değerler daha da önem kazanmıştır. Globalleşme etkisiyle finansal piyasaları iyi kontrol ederek, uluslararası örgütlerde, arenalarda vb. etkinliği artırmak çok kutuplu sistemde bazı ülkelerin politikası olmuştur. Bu ülkelere veya oluşumlara en iyi verebileceğimiz örneklerden biri BRICS’ tir.

Brics adı ilk kez 2001 yılında Jim O’Neill tarafından, ‘The World Needs Better Economic BRICS’ adında yayımladığı ülkelerin İngilizce baş harflerinden oluşan bir terimdir. (Brazil, Russian Federation, India, China, South Africa)*  Dünya finansmanında büyük pay sahibi olan, bir yandan ‘Big Four’ olarak adlandırılan bu gruba, 2011 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti’nin girmesiyle BRICS olarak değişmiştir. 

BRICS ülkelerinin her birinin kendi yapısal özellikleri vardır. Buna istinaden ortak noktaları olduğunu ve neden bu örgüt içinde olduklarına dair cevabı şu şekilde verebiliriz;

BRICS ülkelerinin temel karakteristik özellikleri kısaca şöyle sıralanabilir; i) hızla artan nüfus, ii) hızla artan gelir ve buna bağlı olarak tüketimin artması, iii) doğal kaynak açısından zengin olmaları, iv) hızla ilerleyen teknolojik altyapı, v) gelişme düzeyi yüksek ülkeler olmaları, vi) insan sermayesinin yani bilim insanı, teknik donanımlı mühendislik ve deneyimli yöneticilerin olması. Tüm bu temel ortak özellikleri sayesinde bu ülkelerde üretim maliyetleri düşüktür. Bu sebeple yabancı dış yatırım çekiciliği vardır. Bu da hızlı büyüme fırsatı yaratmaktadır ve aynı zamanda döviz birikimleri de artmaktadır. Bu ülkeler nüfusta oldukça kalabalık ve zengin olmaları nedeniyle, doğrudan yabancı sermaye girişlerinin fazla yaşandığı ülkelerdir. Bu beş ülkenin kendi bölgelerinde ve dünyada çeşitli alanlarda öne çıkan ülkeler olmaları grubun önemini artırmaktadır. Dünya nüfusunun yaklaşık olarak %40’ına ve ekonomisinin %25’ine sahip olan bu beş ülke hızla gelişmekte olan ülkeler olmaları ile ön plana çıkmaktadır.

(http://www.bilgesam.org/tr, 12.07.2012).


BREZİLYA

RUSYA

HİNDİSTAN

  ÇİN H.C.

G.AFRİKA

NÜFUS

206.440.850

146.544.710

1.210.854.977

1.403.500.365

56.988.000
EKONOMİ(GDP) ( $)
$3.101 trilyon

 $3.700 trilyon 

$8,727 trilyon

$27.331 trilyon

446,5 milyar $
YÜZÖLÇÜMÜ     (km²)
8.515.767 km2

17.075.389 km2

3.287.000 km2

9.596.961 km2

1.219.090   km2

BÜYÜME HIZI

%1.1

%1.8

%7.4

%6.6

%0.8

Brezilya

210 milyon nüfusu ile Güney Amerika’nın en büyük, dünyada ise 5. Sırada bulunan Brezilya; yine aynı şekilde ekonomisi ile de gittikçe daha da gelişen bir ülke olarak göze çarpmaktadır. Dünyanın 9. büyük ekonomisi Brezilya’nın gayri safi yurt içi hasılası 2016 tahminlerine göre 1,8 trilyon dolar. Ülkede kişi başına gelir 8 bin 500 dolar civarında. 2016’da büyüme oranı yüzde eksi 3,6 olan Brezilya’nın ihracatı 195, ithalatı da 170 milyar dolar seviyesinde. Brezilya’da enflasyon 2016’da yüzde 8,7 oldu. Ülkedeki işsizlik oranı da yüzde 13,7 civarında*

Özellikle bankacılık, ticaret, enerji ve tarım sektörünün gelişmiş olması uluslararası piyasayı buraya yönlendirmektedir. Brezilya DTÖ, IMF, Dünya Bankası, BM ve G-20 gibi uluslararası kuruluşlarda etkin bir üyedir.

Brezilya serbest ticaret, gümrük birliği gibi ilkeleri esas alarak %90 oranında Ortak Gümrük Tarifesi uygulamaktadır.

Brezilya, siyasi ilişkilerde ise çok kutuplu, diplomatik bir sistemi benimsemektedir. Bütün dünya ülkeleriyle ilişki içerisindedir.  Olaylara bağımsız ve arabuluculuk faaliyetleri ile yaklaşmaktadır.  Ayrıca bölgesel işbirlikleri ve bölgesel kalkınma konusunda Latin Amerika ülkeleri ile temas halindedir.

Brezilya’nın bu olumlu özellikleri dışında toplumsal ve ülke ekonomisine yansıyan kötü sorunları da bulunmaktadır. Brezilya’da ateşli silah ve narkotik kaçakçılığı önlenemeyen bir sorundur. Dünyanın en büyük ikinci kokain ve yasa dışı esrar üreticisi konumundadır. Bölgede ki devletlerinde bu durumda payı yüksektir.    

 Kaynak:  https://www.opal.com.tr/kopyasi-g-8-uelkeleri

Rusya

Dünyanın en geniş topraklarına sahip olan ve çok zengin doğal kaynaklar sayesinde önde gelen petrol ve doğalgaz üreticisi olarak birçok ülkenin bağımlılık duyduğu Rusya, tipik bir “petrol ekonomisi” ülkesidir. Ekonomisinin yüzde 68’i petrol ve doğalgaz tarafından karşılanmaktadır. Bu sebepten dolayı Avrupa ülkeleri Rusya’ya olan bağımlılıklarını azaltmak için alternatif yollar aramaktadır. Rusya dünyada nüfus bakımından en büyük 9. GSYİH bakımından ise en büyük 6. Ülke konumundadır.

Rusya Putin’in de sıklıkla vurguladığı üzere çok kutuplu bir sistem yaratma arzusundadır. Bu yönde kendisiyle mutabık kalan aktörlerle ikili ve kurumsal ilişkilerini geliştirmek ve ayrıca kendi sistemsel etkinliğini süreklilik taşıyacak şekilde vurgulayarak birçok uluslararası örgütlerde boy göstermektedir.

Rusya, büyük güçlerden biri olup Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi, G8, G20, Avrupa Konseyi, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği, Şanghay İşbirliği Örgütü, Avrasya Ekonomi Topluluğu, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ve Dünya Ticaret Örgütü üyesi ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nun önde gelen üyesidir.

Hindistan

Güney Asya’nın diğer bir dikkat çeken ülkesi Hindistan’dır. Hindistan geniş toprakları, genç ve yüksek nüfus dinamiği, büyüme hızı, yaygın eğitim ve yüksek teknoloji çalışmaları ile gözle görülür bir gelişim yaşamaktadır. Hindistan dünyada GSYİH bakımından 3. , nüfus bakımından 2. , yüzölçümü bakımından 4. , büyüme bakımından 2015 2016 ve 2017 de 1. Sırada yer almıştır. The Economist’e göre yine 2020 de en hızlı büyüyecek ülkedir. 

GSMH’nin sektörlere göre dağılımı sırasıyla: % 26 tarım, % 27 sanayi (%16’sı imalat), % 47 hizmet sektörüdür. Hindistan, yaklaşık 36,9 milyar dolar ihracat ve 41,5 milyar dolar ithalat ile toplam 78,4 milyar dolarlık dış ticaret hacmine sahiptir.

Hindistan, küresel konjonktürün olumsuz ortamı içinde istikrarını koruyan ve büyüme hızını artırması beklenen tek ekonomi olarak görülüyor. Hindistan’ın bu avantajı diğer bazı ülkeler gibi doğal kaynaklara bağlı bir büyüme modeli olmamasından kaynaklanmaktadır

Hindistan dünya standartlarında kabul gören seviyede eğitim yapabilmektedir. Başta matematik ve diğer temel bilimler olmak üzere tüm mühendislik alanlarında eğitim veren üniversiteler, dünyanın diğer başarılı ve isim yapmış üniversiteleriyle yarışacak durumdadır. Nitekim Hindistan’ın yazılım ve yüksek teknoloji alanında ilerlemesinde bir başka itici güç işte bu olgudur.

Çin Halk Cumhuriyeti

Çin, günümüz dünyasının geçmişten bu yana en önemli ülkelerinden birisidir. Geçirdiği hızlı ve köklü değişimler sonrasında ulaştığı ekonomik ve ticari üstünlükler bunun en önemli nedenidir. Dünyanın en kalabalık ülkesi olması, GSYİH ve büyüme hızı bakımından 2. , GSMH bakımından 1. Sırada yer alması bu gelişmişliğin alt metnidir.

Birçok ürünün dünyadaki en büyük pazarı olan ve giderek tüm ürünler için de bu konuma ulaşmakta olan Çin, global ekonominin motoru ve dünyanın sanayisi konumuna ulaşmıştır.

Çin son yıllarda   Avrupa, Afrika ve Kuzey Kutup bölgesinde yatırımlarını artırarak  nüfuz alanını genişletme çabası içine girmiştir. Özellikle Afrika’ya yaptığı enerji, eğitim, tarım ve mineral yatırımları ile Afrika kıtasını ekonomik olarak çevrelemektedir. Aslında bu duruma modern sömürgecilik diyebiliriz.

Ekonomik faaliyetlerini her geçen gün daha da artıran Çin, bu söylemlerini eylemlerini stratejik projelerle ( Bir Kuşak, Bir Yol)  desteklemektedir. Çok kutuplu bir uluslararası sistemin taraftarı olarak sistem içerisinde bazı örgütlerde yer almaktadır. Çin 52 uluslararası örgütte yer alıp BM’nin 5 daimi üyesinden birisi, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)üyesi ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ)’nün kurucu üyelerinden biridir. Çin askeri gücünden ziyade dünya ya ekonomik ve teknolojik çıkarma yaparak siyasi etkinliğini de artırmaktadır. 

Güney Afrika

Grubun son üyesi olan Güney Afrika, kendine has özellikleri ile yükselen güçler arasına girmiştir. Fakat her ne kadar farklı özelliklere sahip olsa da diğer ülkeler ile aynı statüde değerlendirilemeyecek kadar düşük verilere sahiptir. IMF 2017 yılı hesaplamalarına göre, Güney Afrika en büyük dünya ekonomileri içerisinde 33. Sırada, nüfus büyüklüğü bakımından 25. Ve yüzölçümü bakımından 24. sırada bulunmaktadır. Güney Afrika’nın grubun içindeki varlığını;  BRICS mensuplarının Afrika’daki artan etkisi, yatırımları bu ülkeler arasında Afrika’nın enerji ve doğal kaynaklarının paylaşımı için barışçıl bir rekabeti tetikleyerek Afrika’nın doğal kaynaklarının sömürüsünü ve silah ticaretine dayalı bağımlılığını derinleştirerek stratejik bir üs olarak kullanıldığıyla açıklayabiliriz.

Güney Afrika, dünya ölçeğinde tanınan bir krom, pırlanta, altın ve platin üreticisi olmakla beraber sahip olduğu insan kaynakları ve teknolojik altyapısı, Güney Afrika’yı doğal kaynakların çıkarımı ve işlenmesinde avantajlı kılmaktadır. Güney Afrika, bugün Afrika’daki kaplanmış yolların ve demir yolu ağlarının yarısına ve en büyük 7 deniz limanına sahiptir. İşte bu sayede Güney Afrika, kıta dışından gelen şirketlerin bölgesel yayılmasını ve altyapısal desteğini sağlayabilmesinden ötürü BRICS’te kendine önemli bir pozisyon edinmiştir. Sonuç olarak, bu analizlerde önümüzdeki yılların yükselen BRICS ekonomileri tarafından şekillendirileceği ve bu ülkelerin küresel güç olarak dünya ekonomisinde başat konuma geleceği ileri sürülmüştür.  Çin’in ihracat odaklı yapısı, Hindistan’ın bilgi iletişim ağırlıklı hizmetler sektörü, Brezilya, Rusya ve Güney Afrika’nın ham madde ihracatı ve doğal kaynak bolluğuna dayanan ekonomileri ve farklı siyasal yapı-hedefleri ortak bir tutum almalarını bazı alanlarda güçleştirebilir. Fakat BRICS örgütünün sunduğu global ekonomik yapı siyasal yapıdan daha öncelikli ve önemli bir yer tutuyor. Bu kapsamda şeffaf ve çok taraflı ticaret sisteminin desteklenmesi ve Ulusal Yeni Kalkınma Bankası girişimi ile küresel finans ve ekonomide gelişmekte olan ülkeleri etkilemiştir. Türkiye açısından bakacak olursak; BRICS   ülkelerinin projeleri için elverişli bir konumda olması, stratejik öneme sahip kara ve deniz yollarının olması, enerji ve ticarette transit geçiş noktası olması gayet yeterli bir sebep olarak görülebilir. Türkiye bölgesel bir güç olarak, ekonomik ve siyasi güç nezdinde BRICS ülkeleri ile geliştirilecek yeni işbirlikleri önem arz etmektedir.

         KAYNAKÇA

1) (http://www.bilgesam.org/tr, 12.07.2012).ELBASAN,PINAR

2) https://www.academia.edu/41652772/BRICS_%C3%9Clkelerinin_Afrika_daki_Y%C3%BCkseli%C5% 9Fine_Jeopolitik_Ekonomi_Penceresinden_Bir_Bak%C4%B1%C5%9F

3) https://setav.org/assets/uploads/2018/09/256-Brics-Analiz.pdf

4) https://tr.wikipedia.org/wiki/BRICS

5) http://www.abhaber.com/brics-kalkinma-bankasi-ne-anlama-geliyor/

Genel

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s